Ev / Blog / O Bir Efsane; Pac-Man

O Bir Efsane; Pac-Man

Oyun sektörü her geçen gün büyümeye ve gelişmeye devam ediyor. Ancak bazı oyunlar var ki tüm bu gelişmeler içinde hala kendilerinden efsane olarak bahsettiriyorlar. Bugün bu oyunlardan biri olan Pac-Man’e bir göz atacağız.

Nasıl Yaratıldı Bu Pac-Man?

Takvimler 70’li yılların sonu, 80’li yılların başını gösteriyor. Yani arcade oyun salonlarının altın çağlarını yaşadığı yıllar. Namco şirketinde oyun geliştiricisi olarak çalışan Tohru Iwatani bir yolculuk esnasında pizza sipariş eder. Pizzasından bir dilim alan Iwatani tabağında kalan bir dilimi eksik pizzayı görünce kafasında bir şimşek çakar. Bu ilham ile harekete geçen Iwatani, bugün Pac-Man olarak bildiğimiz efsanenin ilk adımını atar. Yani her şeyin başlangıcı yalnızca bir pizza.

Fakat bu gelişim süreci takdir edersiniz ki bu kadar basit ilerlemiyor. Karaktere isim bulmak bile başlı başına büyük bir sıkıntı. Karakterimize önce Paku-Man ismi yakıştırılıyor. Paku Japonca ’da ağzı açma kapama hareketine verilen isim. Karakter için gayet uygun olsa da oyunun Japonya dışındaki oyunculara da iyi bir biçimde tanıtılması için bu isim eleniyor. Bu ismin ardından ekip yine buna yakın adlar üzerinde tartışıyor.

Karakterimize ikinci olarak Puck-Man adını alıyor. Hani şu buz hokeyinde kullanılan disk var ya, işte onun adı olan puck. Ancak Puck-Man ismi hakkında yapılabilecek kötü espriler ekibin gözünü korkutuyor ve bu isimden de vazgeçiliyor. Aslında biraz haklılar sanki. Baştaki harf üzerinde yapılacak bir değişiklik ile sevimli mi sevimli karakter ne hallere bürünüyor.

Bu karar değişikliklerinden sonra ekip en sonunda doğru ismi buluyor, Pac-Man! Bu isim ile çıkış yapan oyun arcade salonlarını adeta sallıyor. O zamana kadar oyun salonlarında hakimiyetini ilan etmiş shooter tarzı oyunlardan sonra Pac-Man oyun dünyasına yeni bir soluk getiriyor.

Hepimizin bildiği o klasik labirentin içerisindeki noktaları ve arada sırada çıkan özel güçlendirmeleri toplayarak ilerliyoruz. Tabi her şey bu kadar basit değil. Her biri farklı karakterler barındıran hayaletler de bu sırada bizim peşimizdeler. Onlardan kurtulmanın tek yolu ise büyük noktaları toplayarak onları yiyebileceğimiz forma dönüştürmek.

Gizli Kahramanlarımız, Hayaletler

Hayaletlerin her biri farklı karaktere sahip derken bunu kelimenin tam anlamı ile söyledim. Inky, Pinky, Blinky ve Clyde isimli hayaletlerimizin labirent içinde farklı görevleri var. Mesela turuncu hayaletimiz Clyde aralarında en şapşalı. Ötekilerin aksine belli bir rota izlemeden labirent içerisinde kafasına göre takılıyor. Kırmızı hayalet Blinky oyuncuyu takip ederek onu yakalamaya çalışıyor. Pembe hayaletimiz Pinky önümüzü kesmeye ve mavi hayalet Inky ise bizi tuzağa düşürmeye çalışıyor. O dönemin teknolojisi için gerçekten de göz dolduran hareketler bunlar.

Teknolojiye rağmen böyle tatlı bir yapay zeka ortaya koyabilen ekip her zaman bu kadar şanslı değildi. Pac-Man hiç bitmeyecek bir oyun olarak tasarlanmıştı ancak dönemin konsollarının gücü böylesi bir yükü kaldırmaya hazır değildi. Bu yüzden oyunun 256. seviyesine geldiğinizde karşınıza şu ekran çıkıyordu;

Pac-Man tüm oyuncuların yanı sıra biz kadın oyuncular için de ayrı bir yere sahip. Çıkışının ardından erkek egemenliğinde olan arcade salonlara kadınları da çeken ilk oyun oluyor kendileri. Gerçi oyunun kadın oyuncuları çekmek için yemek yeme teması üzerine kurulduğu söyleniyor ancak dediğim gibi, bu bir söylenti. O güne kadar kadın oyunculara cazip gelmeyen çoğu uzay temalı olan shooter oyunların yanında Pac-Man adeta bir güneş gibi doğuyor arcade salonlarına.

Aile Genişliyor 

Tabi firma da bu durumu fark etmekte gecikmiyor ve hemen bir devam oyunu geliyor, Ms. Pac-Man. Yine aynı mantık üzerine kurulu bu oyunda yalnızca küçük farklılıklar var. Mavi olan labirentimiz pembe, karakterimiz ise ruju ve kırmızı kurdelesi ile bir dişi.

Ne kadar gerekli bir hamle olduğu tartışılır ancak Pac-Man bu oyun sayesinde bir eşe kavuşuyor. Hatta eşe kavuşmakla da kalmıyor, çocukları bile oluyor! Oyuncular tarafından çok da başarılı bulunmayan bir televizyon serisi haline gelen Pac-Man’i bu seri sayesinde evli, mutlu ve çocuklu olarak görüyoruz. 1982 yılında çıkışını gerçekleştiren çizgi dizi, günümüzde de daha gelişmiş grafikler ile hala devam etmekte. Ben bile çizgi film kanallarında birkaç kez denk geldim ancak Pac-Man hayranı bünyem bu rezilliği fazla kaldıramadı…

O Her Yerde
 

Yalnızca bilgisayar ve televizyon ekranlarında değil, aklınıza gelebilecek hemen her alanda Pac-Man ile karşılaşmanız olası. Adına yazılmış bir şarkısı var (şarkı aynı zamanda benim alarm sesim). Dünyanın en prestijli dergilerinden olan Time’a kapak olmuş bir oyundan bahsediyoruz, ona efsane demezsek kime diyeceğiz! Bu sebeple Guinnes rekorlar kitabında adını görmek bizleri fazla şaşırtmıyor. En çok tanınan video oyun karakteri, en başarılı arcade oyunu, tüm zamanların en iyi video oyunu gibi büyük ünvanları bünyesinde toplamış bu küçük sarı disk.

Pac-Man yakın zamanda beyaz perdeye de adım attı. Pixels (2015) filminde yaratıcısı Tohru Iwatani ile birlikte rol aldı. Disney yapımı Wreck-It Ralph (2012) filminde de birçok sahnede karşımıza çıktı.

Google efsane oyuna saygısını göstermek için oyunun 30. yılına özel bir Doodle yaptı. Bu Doodle öylesine çok sevildi ki dünya genelinde 4.8 milyon saat oynandı. Doodle’a bir göz atmak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

Dönemine damga vurmuş ve etkileri hala devam eden bir efsanenin bir belgeselde yer alması sizi şaşırtmaz herhalde? National Geographic kanalında yayınlanan 80’ler belgeselinin bir bölümünde Pac-Man’den dünya gençliğini etkileyerek tarihin akışını değiştiren oyun olarak bahsediliyor.

Kısacası başımızı çevirdiğimiz her yerde onu görmemizin çok geçerli sebepleri var. Yeni nesil oyuncular için modası geçmiş bir oyun gibi dursa da Pac-Man oyun sektörü için kilometre taşlarından birisi.

Sizin bu küçük sarı disk hakkında düşünceleriniz neler? Başarısı yalnızca bir tesadüf mü yoksa bu konuma gelmeyi hak ediyor mu? Yorumlarda bizlerle paylaşın. Ayrıca oyun dünyasındaki diğer gelişmelerden haberdar olmak için Facebook grubumuza da katılabilirsiniz.

 

Hakkında Beril Özge Danacı

5 yaşımda Tomb Raider oynamak için elime aldığım klavyeyi hiç bırakmadım. Kitap kurdu. Hala umutla Half-Life 3'ün çıkmasını bekliyor.

Buna da bak!

Siyasilerin Yeni Hedefi Oyuncular Oldu

Seçimlere bir haftadan kısa bir süre kalmışken siyasilerin seçim çalışmaları gençlere ve dolayısıyla oyunculara kaymaya …

Bir Yorum

  1. Dursun akıncı

    Bi çırpıda okudum başarılı yazı beyendim

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir