Ev / Blog / Bir Efsanenin Doğuşu: Lara Croft Kimdir?

Bir Efsanenin Doğuşu: Lara Croft Kimdir?

Hepimizin aşina olduğu bir isim Lara Croft. Onu sert tavırları, güzelliği ve antik gizemlerin peşinde koşması ile tanıyoruz. Peki tüm bunların ardında Lara Croft kimdir? Nasıl bu günlere geldi? Yeni bir oyunu ve filmi yoldayken Lara üzerine konuşmamızın zamanı geldi diye düşünüyorum.

Baştan söylemekte fayda var, ek paketleri ve mobil oyunları yazıya dahil etmedim. Buna ek olarak PC ve diğer platformlar için çıkmış, The Temple of Osiris oyunu da konuya dahil değil. Öncelikle kendisi hakkında birkaç bilgi vererek başlamayı uygun görüyorum. Wikipedia’ya göre karakterimiz 14 Şubat 1968 doğumlu (daha sonra bahsedeceğim modern seri için ise bu tarih 14 Şubat 1992 olarak değişiyor). Bir İngiliz hanımefendisi olan kızımız Londra’da, zengin bir ailenin kızı olarak dünyaya geliyor. Babası Lord Richard Croft, annesi ise Amelia Croft. Eee, babası lord olan bir kadından bahsediyoruz, bu kadın hanımefendi bir kişiliğe sahip olmasın da ne olsun?

Ancak Lara ailesinden gelen zenginliğin ve rahat yaşamın gölgesinde yaşamayı reddedecek kadar da asi bir kadın. Tamam, çoğu oyunda Croft malikânesinde yaşıyor ancak günlerini hizmetçiler eşliğinde ‘’Katya, portakal suyum’’ diyerek de geçirmiyor. Kendisi ile özdeşleşen bir çift 9 mm. Colt tabancası ile o mezar senin, bu antik kent benim dolaşıyor. Yada dolaşıyordu mu demeliyim, çünkü yeni oyunlarda bu sadık dostlarımızı pek göremiyoruz. Nerede o mermisi hiç bitmeyen çift Colt, nerede şimdiki tek pistol?

Klasik Döneme Bir Göz Atalım

Benim şahsi olarak en beğendiğim dönem olan klasik seri gerçekten de bir başyapıt niteliğinde. Çıktığı dönem için harika grafikler, alışılmadık bir hikaye anlatımı ve güzeller güzeli bir kadın barındıran oyun hak ettiği konuma kısa sürede ulaşıyor. Tabi güzeller güzeli dediğime bakmayın, güzellik kavramı oyun dünyası için 1996 yılında şöyle bir şeydi;

Tabi Lara öyle pat diye yaratılmıyor. Geliştirici ekip oyunları için önce bir erkek karakter düşünüyorlar. Ancak bu fikirden (şükürler olsun ki!) vazgeçiliyor ve yerini bir kadın karakter fikrine bırakıyor. Ancak maskülen bir yapıya sahip olan oyun dünyası içinde zarif bir kadın karakterin pek yer bulamayacağı düşünülüyor. Böylelikle oyun için Laura Cruz isimli, daha erkeksi bir kadın karakter fikri doğuyor. Ancak ekip fikrini bir kez daha değiştirip yeni karakterleri için bir İngiliz hanımefendisinin kişiliğini uygun görüyor. Bu sayede bildiğimiz efsaneleşmiş Lara Croft doğmuş oluyor.

Aslında her şey bu kadarla sınırlı kalmıyor. Klasik seri için Lara ile en az tabancaları kadar özdeşleşmiş başka bir konu daha var, göğüsleri. Lara çıktığı dönem için hayli sansasyonel bir karakterdi, burası gerçek. Ancak ekibin baş tasarımcısı Toby Gard, karakter tasarım aşamasındayken şaka amaçlı olarak göğüs boyutunu yüzde 150 olarak değiştirince sansasyona yeni bir boyut getiriyor. Aslında bu durum yalnızca ekip içi küçük bir şakadan ibaretti. Fakat geliştirici ekip Lara’nın bu halini çok beğenmiş olacaklar ki oyun piyasaya bu şekilde sürüldü.

İlk oyunun başarısının ardından devam oyunu da gecikmedi. Serinin 2. oyunu olan Tomb Raider II, piyasaya 1998 yılında çıktı. Bu oyunun benim için yeri çok ayrıdır, zira kendisi oynadığım ilk oyun oluyor. Teknolojinin de ilerlemesiyle Lara, ikonik hale gelmiş saç örgüsüne bu oyun ile kavuştu. Oyun hikaye ve mekanlar açısından da bir hayli güzel bir yapımdı. Kullananı ejderhaya dönüştüren antik Xian hançerinin peşinde İngiltere, Çin, Venedik ve Tibet gibi yerlere seyahat ediyorduk.

İkinci oyun da çok iyi eleştiriler aldı. Seri devam oyunları ve ek paketler ile bir süre daha devam ettirildi. Ancak tekrar eden oynanış mekanikleri ve yenilikten uzak kurgu oyunu ancak bir noktaya kadar taşıyabildi. Tomb Raider: The Last Revelation ile yapımcı Core, seriyi bitirme kararı aldı. Bu oyunun sonunda antik bir Mısır tapınağının altında kalan Lara oyuncular tarafından ölmüş kabul edildi. Ek bilgi olarak söylemek gerekirse, bu oyunda Lara’nın küçüklüğünü kontrol edebildiğimiz bir bölüm de bulunuyor.

Ancak çok geçmeden şirket altın yumurtlayan tavuğu kestiklerini anladı. Böylece Lara Croft 2000 yılında bir devam oyunu ile mezarından çıkartılmış oldu. Chronicles isimli bu oyun çok da başarılı olmayan bir devam oyunu olarak hafızalarda yer etti. Seri bu başarısız oyunun ardından 3 yıl sürecek bir sessizliğe büründü. Bu sessizliğin sonucunu da 2003 yılında karşımıza çıkan The Angel of Darkness oyunu ile gördük.

Karanlıklar Meleği Lara

Angel of Darkness bu zamana kadar hiç görmediğimiz bir Lara’yı karşımıza çıkartıyordu. Adından da anlaşılacağı üzere oyun öncekilere göre daha karanlık bir atmosferde geçiyordu. Alışık olmadığımız dayanıklılık gibi mekanikler de oyuna eklenmişti. Tüm bunlara ek olarak oyunda Lara harici kontrol edebileceğimiz bir karakter de bulunuyordu. Kurtis Trent isimli bu karakter ile Lara’nın arasında hissedilebilir derecede bir çekim bulunuyordu. Şu sahneyi buna örnek olarak gösterebilirim;

Oyun benim hem atmosfer, hem de karakter tasarımı olarak en beğendiğim Tomb Raider oyunlarından biri. Ancak benim aksime oyunun sadık kitlesi tarafından yoğun eleştiriler altında kaldı. Bu eleştiriler öyle bir seviyeye geldi ki, üçleme olarak tasarlanan oyunun devamı şirket tarafından iptal edildi. Eğer Angel of Darkness bir üçleme olarak karşımıza çıksaydı Lara’nın yolu muhtemelen Türkiye’ye de düşecekti.

Ve Modern Dönem…

Angel of Darkness için gelen kötü eleştirilerden sonra Tomb Raider serisi için bir kırılma noktası yaşandı. Serinin yapımcılığı Core Design ekibinden alınıp Crystal Dynamics şirketine verildi. Bu karar klasik serinin hayranları tarafından pek hoş karşılanmadı. Ancak 2006 yılında karşımıza Legend oyunu ile çıkan şirket, oyuncuların tepkilerinde haksız olduklarını gösterdi. Dönemin çok gerisinde kalan seriyi Legend oyunu ile çağımıza taşıyan ekip, çok da başarılı oldu. Detaylı karakter tasarımı, güzel mekanlar, değişmiş oyun mekanikleri ile birlikte Lara adeta küllerinden doğdu.

Bu oyundan sonra ekibin ellerinden çıkan 2 oyun daha gördük. Bu oyunlardan Anniversary, ilk oyunun 10. yılına özel bir yeniden yapımdı. Tomb Raider efsanesinin doğuşunu bir de yenilenmiş grafikler ile oynamak ayrı bir keyifti doğrusu. 2008 yılında gelen Underworld’de ortalama üstü bir oyun olarak kayıtlara geçti.

Gelelim Günümüze

Yayıncı şirket Eidos Interactive, Square Enix tarafından satın alınınca seri için bir sessizlik dönemi başladı. Bu sessizlik dönemi 2013 yılında çıkış yapan oyun ile sona erdi. Oyun yalnızca Tomb Raider ismi ile piyasaya çıktı ve adının hakkını vererek serinin köklerine bir dönüş yaptı. Bu oyun ile sert arkeoloğumuz Lara Croft’un nasıl bu günlere geldiğinin başlangıcını görüyorduk. Hevesli ve genç bir arkeolog olan Lara bu oyun sayesinde adeta ellerimizde gelişiyordu. İlk geyiğini avladığında ki hüznü, o korkak halleri ve tecrübesizliği birçok oyuncu tarafından çok beğenildi. Oyun genel olarak çok iyi eleştiriler aldı ve seriyi tekrar hak ettiği yere getirdi ancaaaak…

Oyunu kendi açımdan çok da başarılı bulmadım. Neden diyecek olursanız serinin köklerinden kopması diyebilirim. Benim alıştığım Lara tek saç örgülü, çift pistol taşıyan, sert bir kadındı. Ancak bu oyunda karşıma çıkan Lara’yı sanırım toyluğundan ötürü pek sevemedim. Tabi buna klasik seride alıştığımız bulmacaların ve keşif hissinin azalmasının da etkisi var. Sonuç olarak seriyi en baştan başlatan oyun piyasada büyük başarılar elde etti. Ben ve azınlıkta kalan benim gibi düşünen kişiler haricinde de oldukça sevildi.

Şimdilik ise serinin son oyunu 2015 yılında piyasaya çıkan Rise of the Tomb Raider. Bu oyun ile yapımcı şirket önümüze çok köklü değişiklikler ile çıkmadı. Hatta neredeyse hiç değişiklik ile çıkmadılar ama oyun yine de iyi eleştiriler ile karşılandı. Yine genel kanının aksine biraz gıcıklık yapacağım ama bu oyun bana göre yapılmış en çirkin Lara Croft’u barındırıyor. Yani şuna bir bakar mısınız?

Kabul, çirkin demek haksızlık ancak bu Lara Croft değil ki? Sokakta her gün karşılaşma olanağınızın olduğu sıradan bir genç kadın. Nerede o eski Lara, nerede bu… Her neyse, bu yazı iyice Tomb Raider serisine karşı hayal kırıklıklarımı anlattığım bir forma dönüşmeye başladı. Lafı daha fazla uzatmadan bitirsem iyi olacak.

Lara hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce serinin en iyi dönemi hangisiydi? Yorumlarda bizlerle paylaşın. Ayrıca oyun dünyasındaki diğer gelişmelerden haberdar olmak için Facebook grubumuza da katılabilirsiniz.

Hakkında Beril Özge Danacı

5 yaşımda Tomb Raider oynamak için elime aldığım klavyeyi hiç bırakmadım. Kitap kurdu. Hala umutla Half-Life 3'ün çıkmasını bekliyor.

Buna da bak!

Bir Oyun Nasıl Yapılır – İşin Yazılım Boyutu #2

Oyunlardan konuştuğumuz blog serimize devam ediyoruz. Bu yazıdaki konumuz işin en perde önü kısımlarından olan …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir