Ev / Haberler / Labirent: Son İsyan Film İncelemesi (Spoilersız)
Poster gg

Labirent: Son İsyan Film İncelemesi (Spoilersız)

Maze Runner (Labirent) serisini sevenler için filmi ilk gününde eleştirel bir gözle izleme fırsatı yakaladık.

Öncelikle yazıya girmeden önce şunu belirteyim, maalesef henüz kitap serisini okuma fırsatım pek olmadı, film serisiyle arasında bol bol farklılıklar olabileceğinin farkındayım fakat filmlerinden konuşacağımız için pek de önemli görmüyorum bu durumu.

Daha önce fragmanlarını falan da haber yapmıştık. Hiç aklıma gelmeyen bir gariplik var filmle ve ismiyle alakalı. Abi organizasyonun adı İsyan, filmde İsyan’a isyan var, filmin adı Son İsyan. Garip doğrusu, bilinçlidir ama nedenini kavrayamadım.

Biraz kötü eleştiri

Aslında eleştirinin ve incelemenin en basit açıklaması şu olacaktır. İlk filmden kötü, ikinci filmden daha iyi bir filmle karşılaştık bugün izlerken. Bildiğiniz üzere ikinci film aksiyonun ortasında son bulmuştu, öyle yeni serüvenlere yelken açarken falan değil yani. Bu yüzden film direkt aksiyonla başlıyor. İzlemeyi düşünen arkadaşlar için yegane tavsiyem; gitmeden önce ilk iki filmi ya da en azından ikinciyi tekrardan izleyin ki olayları kafanızda bağlamakta zorlanmayın.

Sanırım bu söyleyeceklerim pek spoiler sayılmaz ama hiçbir şey öğrenmeden gitmek istiyorsanız lütfen bir sonraki paragrafa atlayın. Filmde kötüleri iyi, ölüleri canlı yapmak için bayağı yırtmışlar kendilerini, belirli mantıklara da oturtmaya pek çalışmamışlar. Bu durum kitap serisinde nasıldır bilemiyorum tabii ama can sıkıcı bir hale geldi bir noktadan sonra. Yani tek karakter için olsa neyse ama alayında yapınca bi’ bozuk attık biz de…

Bir de ikinci filmde kahramanlar labirent koşucusu olmaktan çıkıp usta savaşçılara dönüşmüştü ya, o durum da devam ediyor çok umutlanmayın o açıdan. Temadan bir kere kaydılar sonuçta. Yani bir koşu durumu hep var ama labirent çerçevesinde gerçekleşmiyor artık.

Filmden çıkınca yanımdaki insanlara da belirttim, sinemada “Kill your darlings” şeklinde bir olay vardır. En sevdiğini öldür derler. Bunu yönetmen için söylerler çünkü yeri geldiğinde akışı korumak için en sevdiğin ve üzerine en çok uğraştığın sahneyi dahi silmen gerekebilir. Bu filmde çok tutmamış o sanki. Bazı yerler gereksiz uzun tutulmuştu. Daha fazla da kötü sayabileceğim bir şey yoktu filmle alakalı, iyilere geçelim dilerseniz.

Biraz iyi eleştiri

Son yılların filmlerinde “ay mutlaka çok eğlenceli olsun” havalarının farkındasınız değil mi? Marvel sağ olsun… Hah, tam ayarında işte bu filmde bir yerde biraz güldürüp, bir yerde de gülümsetiyor onun dışında hikaye akışını bozmuyor eğlence hevesi.

Karakterleri ve oyuncuları belirleyen kimse helal olsun. Harbiden oyunculuklara diyecek bir şey yok. Özellikle Newt karakterini canlandıran Thomas Brodie-Sangster gerçekten çok uyuyor şu seriye. Verilmek istenen duyguları çok güzel vermiş.

Son zaman sanat akımında romantizm yerine aile ve dostlukları kullanmak fenomen oldu biliyorsunuz. Bu değişime çok güzel ayak uydurulmuş hatta aradaki çelişki de çok güzel işlenmiş diyebilirim. O git gel durumunu izleyici olarak hissetmek mutlu ediyor insanı ister istemez.

Genel notumuz

Yani filmden çıkınca puan vermek aklıma pek gelmemişti o yüzden samimiyeti koruyacağım ve burada da puan vermeyeceğim ama standart üzeri bir Hollywood yapımı izlemek istiyorsanız sinemada bir şans tanıyabilirsiniz. Açlık Oyunları, Marvel ya da DC yapımlarını sevenler bu filmi de seveceklerdir elbette. Fakat tekrarlamakta fayda var, gitmeden önce eski filmlerini mutlaka tekrardan izleyin. Fragmanı aşağıya bırakıyoruz, sinemaya dair gelişmelerden haberdar olmak için Sinema Haberleri kategorimizi takibe alabilirsiniz.

Hakkında Eran "AramdaJungle" Küçük

Buralarda bir şeyler yazıp çiziyor, Oyungg'de yönetici olarak yer alıyor, bir de Marmara Üniversitesinde Radyo, Televizyon ve Sinema okuyor. Öyle pek farklı bir yanı yok, 22 yaşında.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.