Ev / Blog / Osmanlı’da Witcher’lar Olduğunu Biliyor Muydunuz?

Osmanlı’da Witcher’lar Olduğunu Biliyor Muydunuz?

Evet, bu başlık ne clickbait ne de kötü bir şaka. Osmanlı döneminde işleri yalnızca insanlara zarar veren doğaüstü varlıklarla mücadele etmek olan insanlar vardı. Nasıl mı? Sorunun cevabı yazımızda.

Doğaüstü diye tabir ettiğimiz ve çoğu zaman insan aklının almadığı olaylar tarihin her dönemi ve uygarlığında var olmuştur. Bu ögeler şimdilerde her ne kadar popüler kültürün bir parçası olarak bizleri eğlendirmek için var olsalar da bir zamanlar halk arasında ciddi derecede korku ve paniğe neden oluyorlardı. Bu varlıklarla mücadele için ise çeşitli yöntemler geliştirilmişti. Avrupa’nın vampirlerinden alışık olduğumuz üzere kalbe tahta bir kazık saplamak ya da gümüş kurşun kullanmak bu yöntemlerden bazılarıydı. Elbette bu yöntemler biraz da Hollywood etkisi ancak her efsanenin altında biraz da olsa gerçeklik vardır değil mi? Ancak bizi ilgilendiren konu Avrupa’nın vampirleri değil. Bir zamanlar yaşadığımız topraklarda da birbirinden ilginç olaylar meydana geliyordu. Gelin bunlardan en ilgincini inceleyelim.

Tırnova Cadı Olayları ve ”Cadıcılar”

Tırnova günümüzde Bulgaristan toprakları içerisinde yer alan bir yerleşim yeri. Bir zamanlar Osmanlı hakimiyeti altında bulunan bu şehirde yaşanan cadı vakası ise bir hayli ilginç. Cadı vakasının detaylarına geçmeden önce konunun ciddiyetinin anlaşılması için ufak bir detaydan da bahsetmek gerek. Bu cadı meselesi dönemin resmi gazetesi olan Takvim-i Vekayi’de kendisine yer bulmuştur. Yani halk arasında kulaktan kulağa yayılan bir olay olmaktan çıkıp dönemin resmi kaynaklarında da kendisine yer bulmuştur.

Dönelim konumuza. Miladi takvime göre 6 Ekim 1833 tarihinde gerçekleşen olayı öncelikle Tırnova Naibi Ahmet Şükrü Efendinin mektubundan dinleyelim.

”Tırnova şehrinde cadı zuhur etmiştir. Görünmeyen varlıklar insanların üzerilerine taş, toprak, tabak, çanak,sahan gibi eşyaları atıyorlar. Evlere girerek bohça ve yastıkların yerlerini değiştiriyorlar. İnsanlara sorduğumuzda üzerlerine bir camış oturmuş gibi ağırlık hissettiklerini beyan ediyorlar. İki mahalle ahalisi hanelerini terk ettiler. Cadı dedikleri bu varlıkların ahaliye zarar vermesi üzerine, cadıcılık ile meşhur olan Nikola namlı birisiyle 800 kuruşa pazarlık edildi.”

Size de Biraz Tanıdık Geldi Mi?

Burada biz oyun severlerin dikkatini çeken bir nokta olduğunu düşünüyorum. Mektupta da açıkça belirtildiği gibi mesleği ‘’cadıcı’’ olan Nikola isimli bir gayrimüslim 800 kuruş karşılığında cadıları kovmak ile görevlendirilmiş. Sizlere de Witcher’ları anımsatmadı mı? Bildiğiniz gibi Witcher’lar da geçimlerini çeşitli canavar ve doğaüstü yaratıkları defederek kazanıyorlar. Bunları hayır niyetine değil, para karşılığında bir meslek olarak icra ediyorlar.

Hikayemize geri dönelim. Nikola sihirli tahtası ile bölgeye gelir. Bu sihirli tahta ve büyü yetenekleri ile Tırnova halkına hayatı zindan eden iki cadının mezarını bulur. Mezarlar kardeş olan iki yeniçeriye aittir. Cadıcı Nikola halka cesetlerin göğsüne birer kazık saplamalarını ve cesetlerin kalplerini alıp kızgın suda haşlamalarını söylüyor. Ancak cadı mezarları açıldığında halk arasında korku ve panik yeniden baş gösterdi. Çünkü cesetlerin neredeyse insana benzer bir halleri kalmamıştı. Bedenleri olması gerekenden daha büyük, tırnakları ve kılları anormal derecede uzamış iki ceset vardı karşılarında. Korku ve panik hali geçtikten sonra halk Nikola’nın dediği gibi cadıların karınlarına kazık sapladı ve kalplerini kaynar suda haşladılar. Ancak Nikola kesin bir çözüm için iki cesedin de yakılması gerektiğini söyledi. Dönemin Şeyhülislamı tarafından verilen fetvada buna bir sakınca olmadığı söylenince bölge halkı tarafından cesetler yakıldı.

İlan tahtasında kendine göre bir iş arayan Nikola, pardon Geralt.

 

Görüldüğü gibi bir zamanlar Osmanlı topraklarında mesleği ‘’cadıcılık’’ olan kişilerin bulunduğu resmi kaynaklarla da doğrulanmış su götürmez bir gerçek. Tıpkı oyunlar ve kitaplardan alışık olduğumuz Witcher’lar gibi onlar da çeşitli büyülü güçlere sahip, büyülü nesneler kullanıyorlar ve hizmetleri karşılığında halktan para alıyorlar. Kısacası bir zamanlar Türk kültüründe de Witcher’lar vardı, pardon cadıcılar…

Oyun dünyasındaki tüm gelişmelerden haberdar olmak için Instagram  ve Twitter üzerinden bizleri takip edebilirsiniz.

Hakkında Beril Özge Danacı

5 yaşında Tomb Raider oynayan annemi gördüğümde işler çok değişti. Annem hala o güne lanet ediyor.

Buna da bak!

Steam ‘in Başarı Öyküsü

Steam günümüzün en popüler oyun kütüphanesine sahip, peki bunun arkasındaki başarı nedir? İşte bu hikayenin …

5 Yorumlar

  1. Eran "AramdaJungle" Küçük

    Sitede yayınlanmış en iyi yazılar diye yazsak üst sıralara oynayacağı garantidir yalnız bunun.

  2. LE LE LE LE LE LEY LE LE LEY

  3. Tarihçi olduğumu belli etmemem lazım derken, Osmanlı’da Witcher’lar diye bir başlık koymanız gerçekten harika olmuş tebrik ettim doğrusu 😀 Evliya Çelebinin Seyahatname’sinde cadılar, vampirler ve büyücülerle ilgili bir çok anlatımı da bulunmaktadır.
    Ayrıca vampirler demişken de yanlış hatırlamıyorsam o bir hastalıktı ve taşıyıcıyı mutasyona uğratıyordu. Kalbe kazık çakma da ordan geliyor zaten. Ortaçağdan beridir pek görülmediği söyleniyor. İnternete VC17 yazarak bulabilirsiniz.

  4. Beril Özge Danacı

    Gel burada tarihçi koalisyonu kuralım seninle 🙂 Evliya Çelebi seyahatnamelerinde cadıların savaşından da bahseder, tabi abartılı anlatımları ile ünlüdür kendisi bu bilinen bir gerçek. Ayrıca vampirler, zombiler gibi pek çok yaratıktan da bahseder ancak bunlar Avrupa’dan farklı olarak cadıların farklı türleridir. Yani tüm doğaüstü mitlerin altından cadılar çıkıyor Osmanlı’da 🙂

  5. Yakup Karakaya

    doğaüstü varlıklara inanmam ama igi çekici bir yazı tebrik ederim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir