Ev / Blog / Neden Oyun Oynuyoruz? Ailelerimiz Neden Bu Kadar Tepkili?

Neden Oyun Oynuyoruz? Ailelerimiz Neden Bu Kadar Tepkili?

Bizim için neredeyse hayatımızın kopmaz bir parçası oyun oynamak. Bizden önceki nesil için ise zararlı bir bağımlılık. Peki bu durumun gerçeği ne? Neden oyun oynuyoruz? Önceki nesil bize kızmakta haklı mı? Bunların cevapları bu yazıda.

İnsan nesli binlerce yıl boyunca çeşitli oyunlar oynadı. Dünyanın ilk oyunu yaklaşık 5000 yıl önce bu topraklarda ortaya çıktı. O tarihlerden bu yana insanlık olarak oyunlar konusunda giderek geliştik. Bu gelişmelerin son basamağı ise şimdilik VR oyunlar. Ancak insanlık olarak neden oyun oynama ihtiyacı hissediyoruz? Neden saatlerimizi gerçek olmayan bir dünyada geçiriyoruz? Bu sorunun insan doğasına en uygun cevabı rekabet etme ve başarılı olma isteği. Rekabet etme ve karşılığında bir şeyler kazanma hırsı türümüzün ilk ortaya çıktığı andan beri genlerimize işlemiş durumda. Şöyle bir düşünün; tarih boyunca sayısız savaş ve kavga verdik. Hiç biri sebepsiz değildi. Bu çekişmelerin arkasında hep ya bir şeyleri kazanma ya da koruma isteği olmuştur. Günümüz dünyasında baltalarımızı ve kılıçlarımızı kuşanıp savaşa gitmemiz çok da normal karşılanacak bir durum değil. Ee, peki başarılı olma hırsımızı nasıl tatmin edeceğiz? İşte bu konuda yardımımıza bilgisayar oyunları yetişiyor. Burnumuz bile kanamadan destansı savaşlar veriyor, karşılığında bazen bir eşya ya da deneyim puanı kazanıyoruz. Rakipten üstün olduğumuzu tüm kullanıcılara duyurmak da işin artısı oluyor.

Peki Tüm Sebep Rekabet Hırsı Mı?

Elbette değil. Hayat standartlarımız yükseldikçe boş vaktimiz arttı. Hemen hemen hiç birimizin çözülemez dertleri yok artık. Antik Yunan’da insanlar hayat standartları yüksek olduğu için kendilerini sanat ve felsefeye vermişlerdi. Bu durum bizim neslimiz için video oyunları olarak şekil değiştirmiş durumda. Elbette hala hayatta birçok zorlukla uğraşmak zorunda kalan insanlar var. Ancak internete girip, bu yazıyı okuyabileceği bir cihaza sahip olan hiçbir insanın muhtemelen devasa geçim dertleri yoktur. Neyse, konuyu çok dağıttım. Hemen toparlıyorum. Oyunlar boş vaktimizi öldürmek için çok basit ve eğlenceli bir yol. Eski uygarlıkların aksine biz boş vaktimizi felsefe ve sanata değil, televizyon, kitap ve oyunlar gibi aktivitelere ayırıyoruz. Elbette günümüzde yaşayan her insanı bununla itham etmiyorum. En azından bu siteye girip bu yazıyı okuyanlarımızın bir kısmı için durum bu.

Başka Bir Açıdan Daha Bakalım

Diğer bir taraftan oyunlar yalnızca boş bir uğraş değil. Evinizin rahatlığında, parmağımızın ucu bile çizilmeden destansı maceralara atılabilirsiniz. İster bir ejderhanın sırtında Skyrim’i dolaşın, isterseniz 1. Dünya Savaşı sırasında bir asker olun. Seçenekleriniz neredeyse sınırsız. Hepimiz içten içe kendimizi özel hissetmek isteriz. Oyunlar bize bu fırsatı sunuyorlar. İster bir büyücü olun bu sınırsız dünyada, isterseniz barbar bir ırktan gelen bir savaşçı. Aşağıya bir video bırakacağım, onu izleyip gelin ve bu konu hakkında biraz konuşalım.

Geldiyseniz devam edelim. Bu abimizin heyecanını hissetmemek elde değil, değil mi? Belki eski çağlarda yaşasa çok iyi bir komutan olacaktı. Ailesini gururlandıracak, ülkesine zaferler kazandıracaktı. Ama artık bunu yapmasının bir yolu yok. O hayalindeki dünyayı oynadığı oyunun içerisinde yaratmış. Emrindeki savaşçılar ile muzaffer bir komutan edası ile oyununu oynuyor. Onu hangimiz suçlayabiliriz ki? Bu abimiz yukarıda bahsettiğim her şeyin bir karışımı. Kazanma arzusu, rekabet hırsı, kendini kanıtlama isteği…

Bir De Eski Neslin Gözünden Bakalım

Anne babalarımıza göre biz yerinden bile kalkmaya üşenen asosyalleriz. Çünkü onlar çocukluklarını mahalle aralarında top oynayarak, komşu çocuklarla ip atlayarak geçirdiler. Yaşı 90’lı yılları görmeye yeten birkaçımız hariç şimdiki nesil bu şanslara sahip değil. Sokaklar tehlike dolu. Her gün medyada çıkan vahşet haberleri insanın kanını donduruyor. Kaldı ki sokaklar güvenli bile olsa artık çocukların oyun oynayacağı alanlar çok azalmış durumda. Özellikle büyük şehirlerde boş bir arsa bulabilmek bile mucize. Var olan boş alanlar ise genellikle otopark olarak değerlendiriliyor. E peki ne yapsın bu çocuklar? Onların oyuna ihtiyacı yok mu? Çözüm yine video oyunları. Arkadaşları ile internet üzerinden buluşan çocuklar çeşitli çok oyunculu oyunları oynuyorlar. Yani özellikle yaşça küçük insanlardaki Minecraft furyasını garip karşılamamak gerek. Devasa bir dünya, iyi arkadaşlar ve sınırsız eylem imkanı… 12-13 yaşındaki bir çocuk için artık renkli plastikler ile yapılmış oyun parkları pek ilgi çekici değil. Aileler de çocuklarını tekinsiz sokaklara salmak istemiyorlar. Geriye ise çocuğun oyun ihtiyacını karşılamak için yalnızca oyunlar kalıyor.

 

Peki Önceki Neslin İddia Ettiği Gibi Asosyal Miyiz?

Bu konuyu oyuncu kimliğimi bir kenara bırakarak objektif olarak değerlendirmeye çalışacağım. Bizler önceki neslin aksine teknolojinin içine doğduk. Yani her anımızda teknoloji hayatımızdaydı. Ayrılıklarımızı da, sevinçlerimizi de çoğunlukla teknolojik bir cihaz sayesinde yaşadık. Kısacası biz teknolojinin olmadığı bir dünyayı tanımıyoruz. Dolayısıyla neredeyse tüm ihtiyaçlarımızı teknoloji sayesinde halletmenin bir yolunu bulduk. Buna sosyalleşme ihtiyacı da dahil. Bir önceki neslin arkadaşları ile sohbet edebilmek için yüz yüze gelmeleri, en iyi ihtimalle çevirmeli telefonlardan onları aramaları gerekiyordu. Bizler ise onların hayatına çok geç girmiş olan cep telefonları sayesinde istediğimiz kişiye anında ulaşabiliyoruz. Arkadaşlarımız ile eğlenmek ya da yeni arkadaşlar edinmek için dışarı çıkmamıza gerek yok. Yalnızca parmaklarımızı oynatarak sınırsız bir dünya içerisinde aynı ilgi alanlarını paylaştığımız bir sürü insan bulabiliyoruz.

 

Tarih boyunca her nesil kendisinden sonrakilerle bir çatışma halinde olmuştur. Bakın 2500 yıl önce Sokrates neler söylemiş; “Günümüzün çocukları lüksü seviyor. Kötü davranışları var, otoriteye başkaldırıyorlar, yaşlılara saygıları yok, çalışmak yerine lak lak etmeyi seviyorlar. Çocuklar artık evlerinin hizmetçisi değil, tiranı. Anne babaları odaya girince ayağa kalkmıyorlar. Onlara itiraz ediyorlar, destek olmak yerine laklak yapıyorlar, şapır şupur yiyorlar, bacak bacak üstüne atıyorlar, öğretmenlerine zulmediyorlar”
Yani anlayacağınız, bizlerin şimdi duyduğu sözleri 2500 yıl önceki gençler de duyuyordu.

Önceki Nesil Bizi Hiç Anlamayacak Mı?

Büyük ihtimalle hayır. Ancak onları bu konuda suçlamak haksızlık olur. İnsanların belli bir yaştan sonra değişime daha kapalı hale geldikleri bir gerçek. Kendinizi düşünün, sevmediğiniz bir Youtuber için kendini parçalayan genç kızları anlayabiliyor musunuz? Bir süre sonra her birimiz daha tahammülsüz ve değişime kapalı insanlar haline geliyoruz. Çoğumuz orta yaşlarında bile değil. Hal bizim neslimiz için bile böyleyken anne babalarımızın dahil olduğu nesli nasıl suçlayabiliriz? Siz istediğiniz kadar bilgisayar oynamanın dizi izlemekten daha faydalı bir uğraş olduğunu anlatmaya çalışın, onlar anlamayacaklar. Onların nesli için televizyonda gördükleri kişiler özenilen ünlülerdi. Ancak bizim için durum farklı. Bizim gibi sıradan kişilerin akıl almaz paralar kazandıklarını kendi gözlerimizle gördük. Onları kendi ellerimiz ile ünlü yaptık. Bizler biraz şans ve biraz yetenek ile hayal edemeyeceğimiz yerlere gelebileceğimizin farkındayız. Ancak bunu bir önceki nesle anlatmak çok zor. Onlara göre bu konu hep anlaşılmaz olacak. Yani nefesinizi boş yere tüketmeyi bırakabilirsiniz. Çünkü muhtemelen sizler de çocuklarınıza benzer konular yüzünden kızacaksınız.

Konuya neden oyun oynarız diye başlayıp kuşak çatışması ile bitirdim. Artık bu konu hakkında nasıl dertli olduğumu siz düşünün. Eğer yazının sonuna kadar dayanabildiyseniz hepinize çok teşekkür ederim.

Sizler ne düşünüyorsunuz, yazıyı nasıl buldunuz? Yorumlarda bizlerle paylaşın. Ayrıca çok güzel bir Facebook grubumuz var. Katılmayı unutmayın.

Hakkında Beril Özge Danacı

5 yaşında Tomb Raider oynayan annemi gördüğümde işler çok değişti. Annem hala o güne lanet ediyor.

Bir Yorum

  1. Oğuzhan biberci

    Ya Metin2 gördükçe ağlıyorum 🙁

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir