Ev / Blog / Oyuncu vs. Oyuncu! Gerçek Oyuncu Kim?

Oyuncu vs. Oyuncu! Gerçek Oyuncu Kim?

Bugün biraz da biz oyuncuları eleştirmek istiyorum sevgili arkadaşlar. Hepimiz öyle bir hale geldik ki kendimizi ‘’oyuncu’’ kimliği altında tanımlarken başka oyunculara karşı çok saldırgan olabiliyoruz. Gelin bugün biraz da bu konu hakkında konuşalım.

Oyunlar bu yazıyı okuyan çoğu insan için eğlenceden çok bir yaşam tarzına dönüşmüş durumda. Bazı oyunları delicesine savunurken bazılarını da amansızca yerin dibine gömüyoruz sohbetlerimiz sırasında. Peki bunu yapmakta ne kadar haklıyız? Çoğumuzun tartışmalarında kullandığı ‘’gerçek oyuncu’’ kavramı nedir?

Bu soruların cevaplarını bulmak için öncelikle neden oyun oynadığımızı anlamamız gerekli diye düşünüyorum. Ancak bu çok daha uzun bir yazının, hatta neredeyse bilimsel bir araştırmanın konusu olabileceği için daha önce yazdığım bir yazıyı şuraya bırakıyorum. Siz okuyun gelin ben burada bekliyor olacağım, hadi bekliyorum.

Geldiyseniz devam edelim. Neden oyun oynadığımız hakkında zaten hepimizin az çok fikirleri var. Ancak genel cevap eminim ki ‘’eğlenmek için’’ olacaktır. Aslında verilebilecek en kısa ve güzel cevap da bu. Eğlenmek için. Peki neden eğlenmek için yaptığımız bir eyleme kendimizi bu kadar kaptırıp zaman zaman bizim oynadığımız tür oyunları oynamayan insanları amansızca eleştiriyoruz?

Senin Oynadığın Oyun Değil Ki

Bu cümleyi hayatımın bir döneminde ben de kullandım. Hatta her ne kadar kabullenmemeye çalışsam da zaman zaman içimde bir yerlerde minik bir faşistin çıkıp oynadığım tür oyunları oynamayan ancak kendisine oyuncu diyen insanları eleştirdiğini hissedebiliyorum.

Hala belirttiğim gibi düşünen arkadaşlara bir haberim var. Arkadaşlar, kabul edin ya da etmeyin mobil oyunlar bile oyun sektörü içerisinde değerlendirilebilirler. Hatta bu sektör öylesine büyük ki çoğu oyun firması yatırımlarının önemli bir kısmını mobil kanadına aktarıyor. Peki bu otobüste Candy Crush oynayan Halime Teyze’ye ‘’Gamer’’ diyeceğimiz anlamına mı geliyor?

Oyuncu Var ‘’Oyuncu’’ Var

Bu noktada biraz da oyuncu kavramını sorgulamak gerekiyor. Bizim kullandığımız anlamı ile oyuncu tanımı, hayatının büyük çoğunluğunu oyunlara ayırmış, oyunlar hakkında araştırma yapmayı, teoriler okumayı ve yeni şeyler öğrenmeyi seven insanlardır. Ancak bunların hiç birini yapmayan insanlara da oyuncu diyebilir miyiz?

Örneğin son yıllarda yükselişine bir türlü yetişilemeyen Battle Royale türü oyunlardan herhangi birini günde 2-3 el oynayıp çıkan biri oyuncu mudur? Bana göre bundan zevk alıyor ve kendini de oyuncu olarak tanımlıyorsa oyuncudur. Bu ayrım oyun dünyasında çok keskin. Örneğin hiçbir bilim kurgu roman okuyucusu kalkıp da bir aşk romanları hayranına ‘’senin okuduğun şey kitap değil, sen edebiyattan ne anlarsın ki’’ demez, en azından ben böyle bir şey ile hiç karşılaşmadım.

Kısacası bu noktada biz oyuncular olarak bir an önce keskin ayrımlar yapmayı bırakmalıyız. Senin sevdiğin oyun çok geniş bir evrene, harika karakter alt yapılarına ve olay örgüsüne sahip olabilir ancak karşındaki insanın bu kadar geniş bir evrene ayıracak vaktinin ya da hevesinin olmamasını da normal karşılaman gerekir.

İş yerinden ya da okulundan evine yorgun argın gelen bir insan birkaç el herhangi bir rekabetçi oyun oynadıktan sonra yatağa gidecek gücü bile kendinde zor buluyor olabilir. Kaldı ki bu durumda devasa bir evrene ve o evrende gerçekleşen her olaya kafa yormasını zaten bekleyemeyiz.

Hikaye vs. Rekabet

Aralarında en çok tartışma bulunan grup da bu ikisi. Genelde hikaye tabanlı oyunları seven insanlar rekabetçi oyunların fanları ile bir fikir çatışması içinde oluyorlar. Hikayenin önemli yer tuttuğu bir oyunun fanatikleri en gerçek oyuncuların kendileri olduğunu savunurlarken rekabetçi oyunları oynayan kitle ise bu fikrin tam aksini destekliyor. Kendilerinin de en az hikayeli oyun seven insanlar kadar oyuncu olduklarını anlatmaya çalışıyorlar ve bu iki grup arasında bitmeyecek bir tartışma sürüp gidiyor.

Hepimizin oyunlar konusunda birleştiği ortak bir nokta var. Oyun oynamayı seviyoruz ve oynarken eğleniyoruz. Bundan daha ötesi yok arkadaşlar. Oyunları seven herkes oyuncudur benim için ve oyuncunun da iyisi kötüsü olmaz. Bu ‘’gamer’’ olmak kavramı ile kendimizi kocaman bir kitleye ait hissetmeyi sevdiğimizin ben de farkındayım ancak en nihayetinde oynadığımız şey bir oyun.

Kısacası ister PUBG’nin başında saatlerini harcasın, isterse Skyrim’in dağlarında troller ile savaşsın hiç fark etmez. Tabi bu konuda sizlerin görüşlerini de çok merak ediyorum. Lütfen görüşlerinizi yorumlarda benimle paylaşın.

Oyun dünyasındaki tüm gelişmelerden haberdar olmak için Facebook grubumuza katılabilir, birbirinden eğlenceli içerikler için Instagram hesabımızı takip edebilirsiniz.

Hakkında Beril Özge Danacı

5 yaşında Tomb Raider oynayan annemi gördüğümde işler çok değişti. Annem hala o güne lanet ediyor.

Buna da bak!

Neden Farklı Konularda Yazı Yazıyoruz?

Oyungg neden sadece oyun yazmıyor? Neden Teknoloji, Dizi-Film, Kitaplar üzerine de yazılar yazıyoruz? Bu başlığı …

Bir Yorum

  1. Bir de bilek olayı var. “Bu oyunu oynamak bilek ister koçum” falan gibi söylemlerde bulunan çevremde çok örnek var. Bilekten ziyade zevk daha önemli bence. Bazısı platformlarda oradan oraya zıplamayı sever, bazısı özgür bir dünyada manzaranın keyfini çıkarmayı sever. Fanboyluk her yerde var. LotR, Harry Potter ya da Star Wars gibi yapımlarda bu daha belirgin. Bunu oyun sektöründe düşününce şahsi olarak aşırı anlamsız buluyorum. Sonuçta herkes aynı oyunu sevecek diye bir kaide yok, artı o oyunu oynamıyor diye de “Bilek yok koçm, Kolsuz, Noob” gibi söylemlerde bulunmalarının da anlamsız olduğu düşüncesindeyim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir