Ev / Blog / Oyunlar Mutluluğumuzu Nasıl Arttırır? – 4 Psikolojik Etki

Oyunlar Mutluluğumuzu Nasıl Arttırır? – 4 Psikolojik Etki

Oyunlar hakkındaki raporlar genelde kendilerinin kötü davranışa yol açtığı veya çok fazla bağımlılık yaptığı yönündedir. Fakat oyunların da her şey gibi kötü yanlarının olmasının yanı sıra, mutlu olmamıza yardımcı olan birçok özelliği de vardır. Bu listemizde ise oyunların bizi nasıl mutlu ettiğini psikolog Jamie Madigan’ın makalelerinden yararlanarak dört yönden inceleyeceğiz.

Zevk Paradoksu

Oyunu oynarken birden karşınıza çıkan bir güçlendirme, NPC’den gelen bir iltifat veya bulduğunuz güzel bir eşya birden mutlu olmanıza sebep olabiliyor. Fakat zevk paradoksuna göre bu mutluluğun asıl sebebi, böyle iyi şeylerin karşımıza çıkmasını beklemememiz. Bir şeylerin nedenini anlarsak onların bize verdiği mutluluk azalıyor, yani karşımıza sebepsiz bir şey çıkınca mutlu olma oranımız ve süremiz artıyor. Bu nedenle de oyunlarda birden gördüğümüz sebepsiz şeyler bizi mutlu ediyor.

Geniş Fikirlilik – Zihniyet Değişimi

Doğal olarak yetenekli olan veya olduğunu düşünen insanlar, kendilerinin değiştirilemez olduklarını düşünüp kötü yanlarını düzeltmeye pek ılımlı yaklaşmazlar çünkü fikirleri karakterlerinin değişemeyeceği yönündedir. Onların aksine, daha geniş fikirli ve kaybetmeye açık olan insanlar ne kadar yeteneksiz olursa olsun hata yapmayı başarının bir basamağı olarak görüp her türlü kötü yönlerini zamanla düzeltmeye çalışırlar. Ve böylece hem yeteneklerini hem de mutluluklarını arttırırlar. Konunun oyunla ilgisini sorgulamaya başladınız, biliyorum. Onu da şöyle açıklayalım: Oyunlar, bizim başarısız olmamızı gayet doğal görür, hatta başarıya ulaşmadan önce birçok kez yenilip hatalarımızı görmemizi ister. En iyi örneği bosslarla savaşırken canımızın çıktığı fakat en sonunda kendimizi geliştirip onları yenebildiğimiz oyun Dark Souls’ta olan bu durum, oyunu oynayanlara hata yapabileceklerini, bunun başarının bir basamağı olduğunu ve başarısızlıkların bir yenilgi olmadığını empoze edip kendilerini değişmez olarak gören insanların zihnini açarak onları daha mutlu insanlar kılar.

Kendini Onaylama Teorisi (KOT)

Hey sen! Evet sen. İngilizcen berbat, ayrıca tam bir geri zekalısın.

Benim size yaptığım bu eleştiri moralinizde gram bir düşüş yaşatmadı değil mi? Doğal olarak öyle, internette rastgele gördüğünüz bir cümleden başka bir şey değil çünkü bu. Fakat bu cümleyi daha güvenilir ve önemli yerlerde okusaydınız, yani bir İngilizce testinden veya IQ testinden sonra görseydiniz sizin için bir üzüntü kaynağı olabilirdi. Özellikle İngilizce seviyenizi veya IQ seviyenizi kendinizin önemli bir parçası olarak görüyorsanız (sadece İngilizce veya IQ ile kısıtlamayalım, önemsediğiniz herhangi bir şey olarak görebilirsiniz) gerçek olan bu durumun karşısında beyniniz hemen kendini savunma moduna geçer ve önemsemeniz gereken bu sonuçları dikkate almazsınız. En azından testin çok zor veya düzgün olmadığını düşünürsünüz, ki bu da kendinizi geliştirmek için önemsemeniz gereken bir şeyi inkar ettiğiniz anlamına gelir ve sizi fazlasıyla kötü etkiler. Yani örnek olarak İngilizcenizi geliştirmek istiyorsanız kötü sonucu gördükten sonra kendinizi savunmaktan ziyade eksikliklerinizin üzerine gidip onları düzeltmeniz gerekir, yani bilinçaltınıza karşı bir savaş vermeniz gerekir.

Oyunlar ise bu savaşı kazanmanıza yardımcı olabilecek en büyük faktörlerden birisi. Nasıl olduğunu da açıklayalım bakalım.

Kötü olduğunuz alanla alakası olmayan ve sizin önemsediğiniz bir şeyde iyi olduğunuz size söylenirse, KOT’tan kaçınmanız daha olası oluyor ve bu sayede gerçeklerle mutlu bir şekilde yüzleşebiliyorsunuz. Yazımızdaki diğer içeriklerin de orijinalinin sahibi olan Jamie Madigan‘ın makalesinde belirttiği deneyde kanıtlanan bu durumu isterseniz yapılan bir deneyi açıklayarak daha detaylı inceleyelim. Buyurun bir aşağıdaki paragrafa.

KOT’tan Kaçınma Deneyi

Araştırmacılar, deneklere öncelikle genel zeka testi olduğunu söylediği bir test çözdürüyorlar ve testin sonunda onlara zeka seviyelerinin aşırı derecede düşük olduğunu ve yapılma yöntemi kağıtta sırasıyla verilmiş olan bir kağıttan uçak bile yapamayacaklarını söylüyorlar. Bu aşamadan sonra ise onlara video oyunlarında yetenek seviyesini isabetli olarak ölçen uyarlama bir FPS oyunu olduğu söylenen oyunu oynatıyorlar. Oyundan sonra onlara %3’lük dilimde olduklarını ve video oyunlarında inanılmaz derecede yetenekli olduklarını söylüyorlar ve oyunculuğu kişiliklerinin bir parçası olarak gören denekler zeka seviyesi deneyine zırlamak yerine daha ılımlı yaklaşıp sonuçları daha kolay kabul ediyorlar. Bu deneyden de anlaşılacağı gibi, insanların bilinçaltını savunma moduna geçirip önemli bilgileri öğrenmekten sakındıran etki, insanlara başka bir şeyde iyi oldukları hissettirilince azalıyor.

Yani bir sınav, iş başvurusu gibi şeylerin sonucunu öğrenmeden önce sevdiğiniz oyunda 1-2 el milleti tokatlamanız, gerçeklerle daha rahat ve mutlu yüzleşmek istiyorsanız sizin için hayırlı olacaktır. Bu kıyağımızı da unutmayın!

Proteus Etkisi

Her sabah kalktığımızda kendimizi saçımızı yaparak, hangi giysileri giyeceğimize ve hangi takıları takacağımıza karar vererek kişiselleştiririz. Gerçek hayattaki kişiselleştirmeyi bir yere kadar yapabiliriz fakat sanal gerçeklikte veya video oyunlarında gerçek hayatta yapamadığımız düzenlemeleri yapabiliriz. Adını, kendisini sürekli olarak değiştirebilen Yunan tanrısı Proteus’tan alan bu etki, oluşturduğumuz karakteri kendimizle bağdaştırmamızı sağlayıp bu sayede özgüvenimizi arttırmamızı açıklar. Buradan bunu okuyunca size saçma gelebilir fakat bu etkinin kökü, psikolog Daryl Bem tarafından 1960’larda ortaya atılan Kendini Kavrama Teorisine dayanıyor. Teoride, en basit şekilde anlatacak olursak insanların davranışlarının onların özelliklerini etkilediği, en azından insanların öyle düşündüğü savunuluyor. Yani bir özelliğin ortaya çıkmasını sağlayan şeyin doğuştan geldiğini değil, kendimizi izleyerek yaptığımız çıkarımlar olduğunu savunuyor Daryl Bem.

Bir zamanlar Palo Alto’da araştırmacı olarak çalışan, şu an ise Ubisoft’ta kariyerini sürdüren Nick Yee’nin konuyla ilgili söylediği şeyler Proteus etkisini anlamamıza yardımcı oluyor: “Araştırmaların şu ana kadar gösterdiğine göre, insanlar, oyundaki avatarlarını gerçekteki kendilerinin daha ideal versiyonu olarak oluşturuyorlar. Bu durumda, insanların kendilerini düzeltme eğilimi olduğu gözlemleniyor. Örnek vermek gerekirse, vücut kütle endeksi yüksek olan insanlar (fazla kilolular veya obezler gibi) fiziksel olarak daha ince karakterler oluşturuyorlar. Veya daha depresif ve özgüvensiz oyuncular ise karakterlerini kendilerinden daha atılgan yaratma eğiliminde oluyorlar.”

Durum böyle olup oyuncular kendilerini idealleştirince oyundaki karakterleri ile bağdaşıyorlar ve bu bağdaşma onların gerçek hayattaki özgüvenini arttırıyor. Biz demiyoruz, psikolog Daryl Bem diyor, başka bir psikolog olan Jamie Madigan da ilgili makalesinde bunu onaylıyor.

Sonuç

Bilimsel verilerden anladığımız üzere, bilinçli oynandığında oyunların zarardan çok faydası olabiliyormuş. Özellikle de psikolojik yönden. Yani, oyunlara karşı olan önyargıların haksız olduğunu görebiliyoruz. Aynı konuyla ilgili yazdığımız başka bir yazı olan oyunlar ve şiddet temalı blogumuzu da okumayı unutmayın. Oyun dünyasındaki gelişmelerden haberdar olmak için de sosyal medya hesaplarımızı takipte kalın. Hepinize iyi oyunlar!

Yazıdaki içerikleri kendi blogunda toplayan psikolog James Madigan’a teşekkürlerimizi iletir, yazıdaki çoğu şeyin bizim yorumumuzla size aktarıldığını bildiririm. Madigan’ın blog sitesine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Tekrardan hepinize iyi oyunlar.

 

Hakkında Efrıs

OyunGG projesinde genel yayın yönetmeni ve sosyal medya editörü olmakla birlikte oyunlara ilgi duyan bir yabancı dil öğrencisiyim. Oyun merakım 8-9 yaşlarımda babamın internet kafesinde başladı, o zamandan bu yana da sürüyor.

Buna da bak!

300 Saat Need For Speed Payback Size Ne Kazandırır?

Merhaba oyungg okurları, bu yazımda sizlere 300 saat Need For Speed Payback oynamanın sizlere neleri …

12 Yorumlar

  1. Oyuncu olmak çoğu kişi açısıdan (aile vb) çok saçma ve gereksiz gibi görünsede, her türlü insana kattığı şeyler vardır. Yazıda da buna yine bariz şekilde değinilmiş. Emeğinize sağlık yine kalite kokan bir paylaşım olmuş.

  2. Keşke bunu herkese gösterebilsek

  3. Oyun olmayan yerde mutluluk olur mu?

  4. Çok güzel bir yazı olmuş, anladığım kadarıyla orijinal bir yazıyı çevirmişiniz.

  5. Çok güzel bir yazı olmuş. Anladığım kadarıyla orijinal bir yazıyı çevirmişiniz ve güzel bir şekilde çevrilmiş.

  6. Sonra iki tane dengesiz bilim adamı gelsin bilgisayar oynamak ruh hastalığa giriyormuş desin

    Haaasiktir ordan

  7. Çok güzel bir yazı olmuş. Anladığım kadarıyla orijinal bir yazıyı çevirmişiniz ve çok güzel olmuş.

  8. Yani bu demek oluyor ki genellikle RPG bazlı oyunlar insanın psikolojisinde olumlu gelişmelere yol açıyor. Karakterimiz ile kendimizi özelleştirdiğimiz, pes etmememizin gerektiği, NPC lerin bizden yardım istedikten sonra verilen ödülün bizde yarattığı mutluluk… Bence hepsi paha biçilemez… Bizler asosyal değiliz, sadece farklı yaşam simülasyonlarını deneyen denekleriz. Ve bunu zevk alarak yapıyoruz…

  9. Güzel Makale, Emek verildiği belli

  10. Güzel haklı ve doğru bir makale ve üstünde uğraşılmış belli

  11. Başarılı bir makale yazmış arkadaşımız çevirdiğiniz için teşekkürler

  12. 2 3 gün uğraşıp gecemdiginiz bölümü geçince gelen mutluluk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir