Ev / Röportajlar / Ferit ‘’wtcN’’Karakaya ile Oyun Algısı ve Yayıncılık Üzerine

Ferit ‘’wtcN’’Karakaya ile Oyun Algısı ve Yayıncılık Üzerine

Ankaralı oyunseverleri bir araya getiren etkinlik GÜESTGO III geride kaldı. Birçok yayıncının hayranları ile bir araya geldiği etkinlikte biz de sizler için başarılı yayıncılardan Ferit ‘’wtcN’’Karakaya ile keyifli bir söyleşi yaptık. Dilerseniz söyleşimizin detaylarına geçelim.


-Merhaba Ferit. Öncelikle şunu sormak istiyorum; ana akım medyada oyunlar ile ilgili çıkan haberler çok can sıkıcı. Mutlaka sen de takip ediyorsundur. Sence ana akım medyanın oyunlara karşı oluşturduğu bu ön yargıyı nasıl kırarız?

wtcN: Güzel soru. Türkiye’de aslında birçok ön yargının kırılması gerekiyor. Bu ön yargının oyunlarda da olması gerçekten üzücü ama bence kesinlikle insanların bilgilendirilmesi lazım. Yani bunun için bence bir vakıf bile olabilir, reklamının yapılması lazım. Türkiye’de oyun reklamı gerçekten çok az. Oyun reklamını geçtim Twitch reklamı da çok az aslında bu bile etkili olabilir. Twitch Türkiye’nin, Türkiye’de reklam yapması lazım, tanıtması lazım. Oyun oynamanın, oyun oynarken insanların birbiriyle olan iletişimini anne babaların, özellikle medya şirketlerinin bilgilendirilmesi lazım. Çünkü oyun dışarıdan bakılınca sadece asosyal gibi oyun oynamak olarak geçiyor ama aslında online oyunlar olsun, hani offline oyunlarda bile bir Skyrim oynadıktan sonra arkadaşlarınla onun muhabbetini yapmak, konuşmak vesaire çok güzel bir şey sosyalleşmek açısından. Artık internet olmayan ev yok, herkes online oyun oynuyor, herkes online takılıyor, online iletişim kurabiliyor. O yüzden iletişim kurabilmek varken sosyalleşmek aslında burada önemli. Daha da çabuk sosyalleşebiliyorsunuz, çok fazla kişi ile iletişim kurabiliyorsunuz online olarak. O yüzden öncelikle bunun bilgilendirilmesinin yapılması lazım bence Türkiye’de. Ondan sonrasında medya şirketlerinin de bunu halka duyurması lazım. Bu şekilde haberleri de kesmeleri lazım tabi bilgilendirme sonrasında da.

-Son zamanlardaki oyun haberleri daha çok 90’lı yıllardaki satanizm furyası gibi geliyor bana. Şimdi de linç oyunların üzerinde gibi.


wtcN: Evet, ancak belki de şöyle bir şey olabilir. Türkiye’de oyun kalitesi arttıkça, yani Türk oyunu, çünkü medya şirketlerinde de yurt dışı oyunu olarak geçiyor sonuçta birçok iyi oyun yurt dışında üretiliyor. Türkiye’de de güzel oyunlar üretilirse bence onlar da bu sefer ‘’aa, Türk oyunu bu’’ diyerek milliyetçi bir bakış açısıyla yaklaşabilirler.

-Zula bir internet dizisi yaptı yakın zamanda. O da sanki biraz bu ön yargıları kırma amacıyla yapılmış gibiydi. Tabi bazı sahneleri bu olayın dışında tutmak lazım.

wtcN: Evet öyleymiş, ben izleyemedim ama izleyenler fena değil diyorlar. Biraz daha duygusallık katmışlar galiba. Oyunculuğu sanki biraz daha arka plana atmışlar gibi geldi bana. Biraz daha duygusallık falan daha çok işlenmiş gibi. Ama tabi bir dizi olması için, bir senaryo için de bunların olması gerekiyor.

-Bir gününüz nasıl geçiyor? Biz sizi kameranın karşısında bizlere gösterdiğiniz kadarıyla biliyoruz. Bu hayatın arka planı nasıl?



wtcN: Profesyonel oyuncuyken ben bir günüm sabitti. Kalkıyordum, solo q atıyordum ondan sonra takım antrenmanı yapıyordum, sonra tekrar solo q atıyordum. Yani full oyundu profesyonel oyuncuyken. Profesyonel oyunculuk gerçekten çok zor bir olay, dışarıdan göründüğü gibi değil. Oyun oynayarak para kazanıyorlar vesaire değil. Çok stresli bir iş bir kere. Bir de 12 saat günde, 14 saat belki de aynı oyunu oynamak zorundasınız. O oyunu oynamak zorundasınız antrenman yapmak için, iyi olmanız için. Ama yayıncılığa geçtikten sonra her şeyim daha farklı oldu. Daha çok sosyal hayata zamanım olabildi. Vakit ayırabildim kendi özel hayatıma vesaire. Ama bu aralar gerçekten inanılmaz bir yoğunluk var. Gitgide arttıkça da, hem kitleniz arttıkça hem de daha fazla tanındıkça projeler artıyor, firmaların bize ilgisi artıyor. Hem de toplantılar, event’ler, bu buluşma olsun vesaire olsun bu tarz event’ler arttıkça bizim için zorlaşıyor kendimize ayırdığımız vakit. Ama tabi profesyonel oyunculuğa nazaran çok daha rahat oluyor. Yani bir gün uyandığım zaman genelde direkt maillerime bakıyorum. Mail işlerini vesaire halledip firmalara yazıyorum. Ondan sonra dışarı çıkıyoruz çünkü biz üç arkadaş aynı binada olduğumuz için direkt dışarı çıkıp bir kahve ya da bir yemek yiyoruz. Dışarıda 1-2 saat takıldıktan sonra eve gelip yayın ayarı vesaire yaptıktan sonra yayına geçiyorum. Bu ara yayını çok uzun saatler açıyorum. Ben genelde yayını zaten ortalama 6-7 saat yapan biriyim. Yani günümün aslında çoğunluğu yine yayın ile geçiyor.

-Yine yayın diyorsun yani?

wtcN: Aynen, zaten oyun oynamayı seviyorum. Oyun oynadığım sürece mutluyum yani şu anda.

-Peki normalde sıkılınca yayın harici oyun oynuyor musun?

wtcN: Yok. Yayın harici çok nadirdir. Bilgisayara oturmuyorum yayın harici doğru düzgün. Sadece mail yazmak için falan oturuyorum. Çünkü zaten yayında oynayacağım için yayın haricinde oynadığım zaman çok uzun süre oyun oynamak da yoruyor insanı. Yayında yorulmamak için yayın harici oyun da oynamıyorum. Sadece yayına saklıyorum oyun oynamayı.

-Biz izleyiciler olarak bir konuyu çok merak ediyoruz. Hep yayınlarda gördüğümüz gibi çok toz pembe değildir hayat muhtemelen değil mi?

wtcN: Kesinlikle.

-Yayın arkasında hayat nasıl geçiyor? Arkadaşlıklar olsun, aile ilişkileri olsun… Hep yayınlardaki gibi tatlı bir ortam yoktur muhtemelen.

wtcN: Aslında benim aile ilişkilerim şu an iyi. Bundan bir 10 sene önce vesaire… Gerçekten çok kötü bir küçüklük yaşadım ben, çok zalim bir küçüklük yaşadım. Ama şimdi iyiyiz abimle, ablamla, annemle falan. Dediğin gibi yayında çok şey gözüküyor ama yayında bile çok stresli bir iş gerçekten. Çünkü şöyle bir şey var, bunu ukalalık olsun diye söylemeyeceğim, 500 bin izlenen yayıncı ile 3 bin 4 bin izlenen yayıncı çok fazla fark ediyor. 10 bin kişiye hitap eden yayıncılar çok farklıdır. Çünkü 10 bin kişiye hitap ettiğiniz zaman bir içerik üretmek zorundasınız, bir şov yapmak zorundasınız artık. Çünkü insanlara sürekli farklı şeyler sunmak zorundasınız, sürekli enerjik olmak zorundasınız. Çünkü çok fazla kitleye hitap ediyorsunuz. Senin çok tutan bir programın var düşünsene. Sen hala sıkıcı sıkıcı veya aynı şeyleri mi yapmaya devam edersin? Yoksa farklı şeyler üretip o kitleyi elinde mi tutmaya çalışırsın? Bu Kemal de olsun, ben de olayım işte büyük yayıncılar olsun herkes böyle yapıyor. Farklı içerikler üretmeye çalışıyor. Bu içerikleri bulmak çok zor bir şey. Eskiden Youtube’da vardı bu içerik bulma problemi şu an Twitch’de de var çünkü rakipler çoğaldı. Yani her ne kadar Kemal benim çok yakın arkadaşım da olsa benim tatlı bir rakibim yani. O içerik üretip izleyiciyi çekince benim de içerik üretmem lazım, daha farklı şeyler yapmam lazım. Bu konu biraz daha hassas bir durum. Biraz daha zorlayıcı ve stres altında bırakan bir durum. Ama altından kalkıyoruz. Ben zaten küçüklüğümden beri sorumluluğu seven biriyim. Şu anda sorumluluğum da çok fazla arttı. O yüzden olayın backstage’inde çok stresli bir olay haline geldi artık ama bir şekilde altından kalkıyoruz. Çünkü e-spor’u çok seviyorum. E-spor’u geçtim oyunu çok seviyorum. İnsanlarla iletişim halinde olmayı çok seviyorum. Zaten bunu sevdikten sonra da işinizi iyi yapmaya başlıyorsunuz, işinizi  severek yapmaya başlıyorsunuz. Hiç sıkılma gibi bir durumum yok. Zaten insanlarla iletişimi sevmeyen biri de kesinlikle yayıncı olamaz bana göre.

-Chat ile illa ki muhabbet dönecek yani?

wtcN: Kesinlikle. Bu zamanda herkes yayıncı olmak istiyor mesela. Ancak benim her zaman dediğim bir şey var, kesinlikle arkadaşlar iyi gözlem yapın ve kendinizde bunu görün. İlk önce kendinizi sorgulayın ben insanlarla iletişim kurabilecek miyim, insanlara farklı bir şey sunabilecek miyim? Hele ki şu dönemde istediğiniz kadar iyi olun benim dediklerim tarzında iyi insan bile olsa maalesef şu an yeri geliyor 1 izleniyor, yeri geliyor 2 izleniyor, 3 izleniyor. Çünkü çok fanatik insan var Türkiye’de. Sadece ben yayın açtığım zaman Twitch’e girenler var, sadece Kemal yayın açtığında girenler var. Başka hiç izlemiyorlar. Twitch’e ‘’in real life’’ gelmesi de Twitch’in tanınırlığı açısından güzel bir şey oldu ama ben desteklemiyorum. Her ne kadar ben de proje de yapsam, Bosslayf’da bizim projemiz sonuçta. Ama Twitch bunun yeri değildi bence, farklı bir site açılmalıydı. Twitch’in ilk açılma sebebi zaten gaming platformu olarak geçiyordu. ‘’In real life’’ olayının oraya sokulması bir yandan iyi oldu bir yandan da kötü oldu ama iyi olan tarafından biz de faydalanıyoruz, orası açık ve net. Çünkü sadece ‘’in real life’’ için gelenler var. Video izlememi istiyorlar, yorum yapmamı istiyorlar. Bazen bunun için donate atılıyor. Çünkü düşünsene, bir video izlemek istiyorsun, örnek veriyorum bir kanalın çok sevdiğin bir videosu. Onu tek başına izlemek mi daha iyi yoksa bir arkadaşın ile izliyormuş gibi onun yorumlarıyla izlemek mi daha iyi?

-Bu Soğuk Savaş videolarını da ilk chat üzerinden biri atmadı mı? Mesela Why Shy’da öyleydi sanırım? Çoğu kişi de kitlesini belki de senin sayende kazandı.

wtcN: Aynen öyle. Why Shy’dan Uğur da zaten arkadaşım o da her zaman teşekkür eder. Abi diyorum ben bir şey yapmadım, bana sadece video atıyorlar izliyorum.

-Son bir sorum var. İlk tanınmaya başladığın zamanlarda neler hissettin? Örneğin ilk zamanlarda insanlar yanına gelip fotoğraf çektirmek istediklerinde neler hissettin?



wtcN: Çok garipti tabi ki. İlk başta utanmıştım mesela. Annem yanımda, benimle fotoğraf çektiriyorlar utanmıştım, bir garip olmuştum. Annem falan oğlum ne oluyor demişti, ben de anne yok bir şey oyundan arkadaşlardır falan demiştim. Hani anne ünlendik falan demedim tabi. Çok garipti gerçekten yani. Çok farklı ve garip olaylar yaşadım. En garibi de şuydu, metrodayım, internet yok metroda tabi. Bir anda metronun camına vurup bir tane çocuk gelmişti. Metroya girip benimle fotoğraf çektirmişti ve herkes bize bakıyordu. İnanılmaz utanmıştım. Sonra çocuk indi ben tek kaldım. Kimse telefona da bakmıyor internet olmadığı için herkes birbirinin suratına bakıyor. Herkes benim suratıma bakıyordu. Herkes anlamaya çalışıyordu. Yanımdaki teyze en sonunda sordu ‘’oğlum hangi dizide oyuncusun sen?’’ dedi. Teyzeciğim internet fenomeni gibi bir şeyim ben dedim. Şimdi nasıl anlatacağımı da bilemedim. Bunu anlatmak da çok zor. Annem mesela hala benim işimi arkadaşlarına söyleyemiyor. Oyun satış ve pazarlama diyor bazen anlasınlar diye.

Ferit’e bizlere vakit ayırdığı için ve sorularımızı içtenlikle yanıtladığı için çok teşekkür ediyoruz. Oyun dünyasındaki tüm gelişmelerden haberdar olmak için Facebook grubumuza katılabilir, birbirinden eğlenceli içerikler için Instagram hesabımızı takip edebilirsiniz.

Hakkında Beril Özge Danacı

5 yaşında Tomb Raider oynayan annemi gördüğümde işler çok değişti. Annem hala o güne lanet ediyor.

Buna da bak!

‘’Easter GamersTv’’ Mete Özbey Röportajı

Röportaj ve söyleşilerimiz tüm hızı ile devam ederken bu kez konuğumuz Mete Özbey, nam-ı diğer …

2 Yorumlar

  1. UgandanBruceLee

    Neden ghostlayanların anasına bacısına sövmek yerine yayına delay koyup ekranı kapatmıyon diye sorsaydınız ya?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir